Yeni sosyal medya düzenlemesiyle kullanıcılar Instagram, YouTube, TikTok ve X gibi platformlara girişte e-Devlet sistemi üzerinden kimlik doğrulamasına tabi tutulacak.
Hesap açma sürecinde kullanıcılar doğrudan e-Devlet sistemine yönlendirilecek ve e-Devlet, kimlik bilgilerini platformlarla paylaşmadan sadece doğrulama yapıldığını teyit eden kişiye özel bir “anahtar” üretecek.
KİMLİK BİLGİLERİ ŞİRKETLERLE PAYLAŞILMAYACAK
Bu sistemle kişisel verilerin korunması hedeflenirken, kimlik bilgilerinin sosyal medya şirketleriyle paylaşılmayacağı, verilerin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) bünyesinde muhafaza edileceği belirtildi. Düzenleme kapsamında Adalet Bakanlığı; İletişim Başkanlığı, BTK ve Siber Güvenlik Başkanlığı ile yaptığı görüşmeler sonrası taslağı hazırladı ve Kabine’ye sundu. 5651 sayılı İnternet Kanunu’nda da kritik değişiklikler öngörülüyor.
9 AYLIK BİR TAKVİM HAZIRLANDI
Sabah’a konuşan Adalet Bakanı Akın Gürlek, “Dijital kaos büyüyor, bu düzenleme artık bir zorunluluk” dedi. Uygulama için 9 aylık bir takvim planlandı; ilk 3 ayda teknik altyapı ve yönetmelikler hazırlanacak, ikinci 3 ayda platformlar sistemlerini kuracak, son 3 ayda ise mevcut kullanıcılar yeni sisteme entegre edilecek.
PARA CEZASI, REKLAM YASAĞI, BANT DARALTMA…
Yeni düzenleme ile kimlik doğrulama yükümlülüğünü yerine getirmeyen sosyal ağ sağlayıcılarına kademeli ve ağır yaptırımlar uygulanacak. Bu kapsamda küresel cironun yüzde 3’üne kadar para cezası, reklam yasağı ve internet trafiğinde yüzde 50’den yüzde 90’a kadar bant daraltma cezası gündeme gelecek. Ayrıca katalog suçlara ilişkin içeriklerde platformlardan talep edilen kullanıcı bilgileri en geç 30 gün içinde adli mercilere iletilecek.



Türk Ceza Kanunu’nun 216., 217., 299. vb. maddelerini değiştirip veya yorumlanmasında genişlemeye gidip kapsamlarını muğlaklaştırarak ülkeye düşünce suçunu getirdiler. Salyalar saça saça beyan ettikleri nefret dolu fikirleri ve çıkarlarıyla örtüşmeyen en küçük imayı kendilerine edilmiş birer hakaret olarak görecek kadar radikalleştiler. Aleyhe hiçbir delil ve hatta iddia bile olmadan, yani Anayasa veya kanun tanımayarak âdeta kriminal bir örgüt gibi, insanları aylarca rehin tutmaya cüret edecek kadar azıttılar. Bu düzenlemenin neye gebe olduğu herkesin malumu.
Dostlar çarşıda görsün diyorlarmışçasına aylardır tek bir kartel liderine bile dokunmayan ve hatta ezkaza tutuklanmış liderleri de saldıkları, sözde uyuşturucu operasyonlarıyla geleneksel medyadaki meşhur kişilikler aleyhine şantaj malzemesi toplayarak üzerlerinde baskı kurmaya ve otosansüre zorlamaya çalışırlarken şimdi de sıra sosyal medyaya geliyor. Kalan tek tük muhalif televizyon kanalı reklam ambargoları altında RTÜK’ün insafında yayın hayatına devam etmeye çalışırken sosyal medyada da benzer bir tek sesliliği hâkim kılmaya çalışıyorlar.
Reelde bayram kutlamalarına soruşturma başlatıp festival ve konserleri yasaklatarak, ülkenin kültürel yaşantısını kapalı kapılar ardında çeşit çeşit skandallarla anılan tarikatların faaliyetlerine indirgemek suretiyle çoraklaştırarak toplum mühendisliğine soyunuyorlar. Amerika’ya özgü olup kendi beceriksizlik ve sorumsuzluklarından ötürü Türkiye’de de baş göstermeye başlayan sorunları bahane edip genç kuşaklarımızı dünyanın geri kalan büyük bir kısmının sorunsuzca, anonim olarak yararlanabildiği mecralardan koparmaya çalışıyorlar. Bunu yaparken kullandıkları “Sosyal medya bir özgürlük alanı değildir” sözüyle, özünde bir başkasının özgürlüğünün başladığı yerde biten “özgürlük” kavramını çarpıtarak toplum için zararlı bir olguymuşçasına yeniden tanımlıyor ve "özgürlük"lerimizin karşısında çözüm olarak sundukları, reelde kendini iyiden iyiye hissettiren bir kölelik düzenini sanal ortamı da bütünüyle kapsayacak şekilde kaçınılmaz kılmaya çalışıyorlar.
Şapka çıkardım.