Mahmut Boyuneğmez
-
Devlet ile Halkı Ayırmak: Sosyalistlerin muhatabı sermaye devletleri değil, ülkelerin emekçi halklarıdır. Savaşta İran devletinin değil, İran halkının yanında olunmalıdır.
-
İki Sermaye Bloğuna da Taraf Olmamak: Savaş; “çağdaşlık” maskeli bir Yahudi din devleti ve emperyalist bir haydut devlet olan ABD ile “şeriatçı” bir molla rejimi arasındadır. Bu ülkelerdeki rejimler ve devletler kapitalisttir; sosyalistler birini diğerine tercih etmez.
-
Üçüncü Cephe Siyaseti: Emperyalist saldırganlığa (ABD-İsrail) karşı çıkarken, aynı zamanda mevcut baskıcı rejime (Molla rejimi) karşı da mücadele edilmelidir. Halk, bu iki gerici odak dışında kendi bağımsız siyasi hattını (Üçüncü Cephe) kurmalıdır.
-
Emperyalist Saldırganlığı Kınamakla Yetinmemek: Pasif bir “diplomatik kınama” (politisizm) yerine, savaşa karşı her ülkede emekçi halkların öz-gücüne dayanan fiili bir karşı duruş sergilenmelidir.
-
Oportünizm ve Sosyal-Şovenizme Karşı Duruş: Kendi burjuva devletinin arkasında saf tutmak (2. Enternasyonal örneğinde olduğu gibi) bir ihanettir. “İran devletinin zaferini istemek” sosyalist bir görev değil, oportünist bir sapmadır.
-
Yurtseverlik ve Milliyetçilik Farkı: Sosyalistlerin vatan sevgisi (yurtseverlik), o toprağın halkını ve emeğini korumaktır; rejimi veya egemen sınıfın çıkarlarını savunmak (milliyetçilik) değildir.
-
Sınıf Dayanışması: İsrail-ABD ve İran işçi sınıfları birbirinin düşmanı değil, aynı sömürü sisteminin kurbanlarıdır. Savaş, işçi çocuklarının kanı üzerinden yürütülen bir sermaye kavgasıdır.
-
İşgal Durumunda Halkın Direnişi: Zayıf bir olasılık da olsa, İran toprağının doğrudan işgali söz konusu olursa, devletin bekası için değil, halkın kendi yaşam alanını ve geleceğini kendi öz-gücüyle ve organizasyonlarıyla savunması (vatan savunması) esastır.
-
Sınıfın Bağımsızlığı İlkesi: İşçi sınıfı, emperyalizme karşı mücadele ederken “düşmanımın düşmanı dostumdur” yanılgısına düşerek kendi sınıf düşmanı olan yerli gericiliğe veya diktatörlüklere yedeklenmemelidir.
-
Enternasyonalist Bozgunculuk: Savaş halindeki ülkelerin devrimcileri, “önce kendi ülkendeki egemen sınıfı ve savaş makinesini durdur” ilkesiyle hareket etmeli; zaferi kendi devletinin zaferinde değil, uluslararası sınıf dayanışmasında aramalıdır.
-
Barış Talebinin Sınıfsal Niteliği: Barış talebi, sadece silahların susması değil, savaşı çıkaran kapitalist-emperyalist sistemin teşhir edilmesi ve “Halklara barış, saraylara savaş” şiarının yükseltilmesi olarak örgütlenmelidir.
-
Bölge Halklarının Kaderini Tayin Hakkı: Ortadoğu halklarının geleceği ne emperyalist “demokrasi getirme” yalanlarıyla ne de bölgesel teokrasilerin varlığıyla belirlenecektir; çözüm, bölge emekçilerinin ülkelerinde iktidarı devralmalarıyla ve kuracakları “Ortadoğu Sosyalist Federasyonu” gibi devrimci bir hedefte aranmalıdır.
-
Kadın ve Ezilen Kimliklerin Mücadelesiyle Bağ Kurmak: İran örneğinde olduğu gibi, molla rejimine karşı yürütülen kadın özgürlük mücadelesi veya ezilen ulusal kimliklerin talepleri, anti-emperyalist mücadeleden koparılamaz; bunlar sosyalist devrimin asli unsurları olarak görülmelidir.
-
İran’daki Aktif Toplumsal Hareketlenme Durmamalı: İran’daki toplumsal mücadeleler savaş nedeniyle ivme yitirmemeli, boykotlar, grevler, isyanlar ve çeşitli eylemlere devam etmelidir. Öncü yapıların yol göstericiliğinde kitlelerin organizasyon kapasitesi artırılmalıdır.
-
Anti-Militarist Somut Eylem: Savaş bütçelerine, silah fabrikalarına ve lojistik hatlarına karşı somut grev ve boykotlar örgütlenmelidir. “Savaşı durdurmak” pasif bir slogan değil, fiili bir sınıf görevi olarak ele alınmalıdır.
-
Tarihsel Derslerin Güncelliği: 1. Dünya Savaşı’nda sosyal-şovenizme kapılan partilerin ihanetini unutmamak; Zimmerwald ve Kienthal konferanslarının enternasyonalist ruhunu bugüne taşımak, her sosyalistin temel sorumluluğudur.
-
Proleter Enternasyonalizmin Örgütsel İfadesi: Savaş koşullarında bile, farklı ülkelerdeki devrimci işçiler arasında koordinasyon komiteleri kurmak; ortak bildiriler çıkarmak, sınır ötesi dayanışma eylemleri gerçekleştirmek ve gelecekteki Ortadoğu Sosyalist Federasyonu’nun nüvelerini şimdiden oluşturmak gereklidir.
-
Gençlik ve Kadınların Devrimci Rolü: Savaşın en büyük yükünü çeken gençlerin ve kadınların, “vatan savunması” yalanıyla cepheye sürülmesine karşı çıkılmalı, onların özgürlük talepleri anti-emperyalist ve anti-kapitalist hatla birleştirilmelidir.
-
Kapitalist-emperyalist Dünya Sistemi Yıkılmadan Barış Mümkün Değil: Kalıcı barış ve halkların kurtuluşu, ancak dünya ölçeğinde kapitalizmin yıkılması ve devrimci dönüşümüyle mümkündür; sosyalistler her güncel gelişmede bu sistemin kökünü kazıma hedefiyle hareket etmelidir.
-
İdeolojik Hegemonya ve Medya Dezenformasyonuyla Mücadele: Savaşın yarattığı milliyetçi histeriye ve her iki kampın (emperyalist blok ve bölgesel gericilik) yürüttüğü kara propagandaya karşı, sınıfın bağımsız yayın organları güçlendirilmeli; işçi sınıfının zihni bulandırılmadan, gerçek düşmanın “içerideki” sömürücüler ve aynı zamanda “dışarıdaki” emperyalist devletler olduğu hakikati kitlelere taşınmalıdır.

