- yüzyılın başlarında Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlar’daki en parlak incisi olan Selanik, 1912 yılının sonbaharında patlak veren Birinci Balkan Savaşı ile karanlık bir kabusa uyandı.
Kasım 1912’de şehrin Yunan kuvvetlerine teslim edilmesi, sivil halka yönelik balkan çetesi saldırıları ve katliamlar, yüz binlerce Türk ve Müslümanı asırlardır yaşadıkları toprakları terk etmeye zorladı. Kışın dondurucu soğuğu ve salgın hastalıkların gölgesinde yapılan bu ölüm yürüyüşü, tarihin en büyük kitlesel göçlerinden birini tetikledi.
Yollarda at arabalarıyla veya yaya olarak kaçmaya çalışanların yanı sıra, gemilerle kaçanlar da limanlarda insanlık dışı koşullarda hayatta kalma savaşı verdi. Anadolu’ya sığınan muhacirler, yabancısı oldukları bu topraklarda derme çatma çadır kampları ve cami avlularında ağır yoksulluk şartlarında hayatta kalmaya çalıştılar.
1923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması ve zorunlu “Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi” ile bu dramatik sürecin en kesin perdesi kapandı. Anadolu’ya yerleşen göçmenler, çektikleri tüm acılara ve yokluklara rağmen çalışkanlıkları ve aydınlanmacı düşünce yapılarıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal, kültürel ve ekonomik inşasında muazzam bir rol oynadılar.
1912’den 1923’e uzanan bu tarihi süreç, basit bir nüfus hareketi değil; bir ulusun yıkıntılar arasından yeniden doğarken evlatlarının ödediği en ağır bedellerden biridir. Onların aziz hatıraları, bu toprakların hamuruna sonsuza dek karışmıştır

